İstanbul Tabip Odası: Düzenlemenin iptali için her türlü çalışma yürütülecek

AKP Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci’nin hazırladığı ve 85 AKP milletvekilinin imzası bulunan ‘Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşmıştı.

‘Birden fazla kurumda çalışan hekimlerin vergilendirilmesi’

Yasaya göre, bir veya birden fazla özel sağlık kuruluşu ile sözleşme düzenleyerek çalışan hekimler serbest meslek erbabı olarak kabul edilecek ve kazançları serbest meslek kazancı hükümlerine göre vergilendirilecek. Ücretli olarak çalışan hekimlerin gelirleri ise önceden olduğu gibi ücret hükümlerine göre vergilendirilmeye devam edilecek.

İTO Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip ve İTO Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Güray Kılıç, söz konusu düzenlemeye ilişkin bugün basın toplantısı düzenledi.

Bu düzenlemenin özel alanda çalışan hekimlerin bütün güvenceli çalışma koşullarını yok etmeye yönelik olduğunu savunan Saip, “Daha çok hastane sahiplerinin yararına olacak” dedi. Saip, şöyle konuştu:

“Özel sağlık sektöründe çalışan hekimlerin doğrudan çalışma biçimini ve vergilendirilmelerini etkileyecek olan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nda değişiklikler yapılmasını öngören teklif, geçen hafta içerisinde TBMM Genel Kurulu’nda görüşülerek kabul edildi.

‘Şirket sahibi hekimler ‘serbest meslek erbabı’ olarak tanımlanacak’

Öngörülen değişiklik, 4 Nisan 2015’te 5510 sayılı Kanun’a Ek 10 değişikliğinin ortaya çıkardığı kaotik ortamın düzeltilmesine yönelik olarak gerekçelendirilmektedir. Böylece şirket sahibi hekimler de ‘serbest meslek erbabı’ olarak tanımlanmış olup, şirketlerinin kestiği faturalar da ‘serbest meslek makbuzu’ olarak işlem görecektir. Değişiklik yasalaştığı takdirde özel sağlık sermayesi, çalışan hekimlerin hak ettikleri ücretleri karşılığı sağlık kurumlarına kestiği şirket faturası ya da serbest meslek makbuzuna bağlı yasal denetimlerden kurtulmuş olacaklarını düşünme yanılgısı içindedir.

‘Hekimlerin hakları ortadan kaldırılmak istenmektedir’

Özel sağlık sermayesi, 2015 yılında olduğu gibi şimdi de yasa yapıcılarla birlikte organize ettiği bu perde yasa değişikliği ile hekimlerin anayasal çalışma biçim ve hakları ortadan kaldırmak istemektedir. Bu yasal düzenlemenin hekim dışı diğer meslek gruplarına kapsamayıp yalnızca hekimlere uygulanması, özel sağlık sermayesinin art niyetli amacını açık olarak ortaya koymaktadır. Yapılmak istenen değişiklik esas olarak vergi düzenlemesine yönelik değildir. 2015 yılında yapılan hukuksuzluğun üstünü bir başka perde ile örtmeye yöneliktir.

‘Hekimler vergileri ödemekten hiçbir zaman kaçınmadılar’

Sorun, hekimlerin devlete, topluma vergi verme sorunu da değildir. Hekimler, bugüne dek topluma karşı gerek mesleki olarak gerekse de kazandıklarına bağlı olarak hiçbir zaman vergilerini ödemekten kaçınmamışlardır. Sorun, esas olarak özel sağlık sektörünün çalışan hekimlerin haklarını gasp ederek ödemesi gereken ücretten kurtularak, hekimlerden aldığı şirket faturaları ve serbest meslek makbuzlarını da gider göstererek topluma karşı ödeyeceği vergiden kaçınma sorunudur.

‘Hekimler hizmet alım sözleşmesiyle çalışmaya zorlanmaktadır

Hekimler, sağlıkta dönüşüm programının sonucu olarak sağlığın metalaşmasıyla birlikte giderek emekleri üzerindeki yetkilerini kaybetmekte, ücretlerindeki azalmanın yanı sıra iş sözleşmesi (bordrolu-4a) yerine hizmet alım sözleşmesi (şirket-4b) ile çalışmaya zorlanmaktadır. Bu yönde özel sağlık sektörü tarafından hekimlere yönelik ikna, tehdit, işe son verme dahil her türlü etik ve yasa dışı yöntem uygulanmıştır, uygulanmaktadır. Yeni kanun teklifinin de yasalaşmasıyla birlikte ‘Güvencesizliğin temel unsuru olan bu durumda hekim, çalışma hayatına ilişkin neredeyse tüm evrensel yasal korunmalardan hukuk dışı yollarla zorla feragat ettirilmiş’ olacaktır.

‘Hukuksal mücadele sürdürülmektedir’

Tüm bu kaotik süreç, özel sağlık sektörünün çalışan haklarından kaynaklanan sorumluluktan kaçınma ve dolayısıyla daha fazla kar isteğinden kaynaklanmaktadır. Yasa değişikliği gerçekleştiği takdirde hekimler, bugüne dek yaşadıklarından çok daha fazla mağduriyetlerle karşı karşıya kalacaktır. Hekimlerin 4a (iş sözleşmeli çalışan), 4b (hizmet alımı sözleşmeli-şirket) ile çalıştırılma sorunu 2008’den bu yana birçok kez Türk Tabipleri Birliği ve İstanbul Tabip Odası tarafından dile getirilmiş olup konuyla ilgili gerekli demokratik ve hukuksal mücadele sürdürülmüştür ve sürdürülmektedir”

‘Hekimler hukuksal ve ekonomik çok büyük zararlarla karşılaşacaklar’

Saip, bu yasa sonucunda meydana gelebilecek sorunları şöyle sıraladı:

“Özel sağlık sektörünün hekimlerin çalışma hayatlarına ilişkin oluşturduğu kaotik sürecin bu ve bundan sonraki yasal perdelemelerle sürdürülmesi mümkün değildir. Sürecin bu şekilde sürdürülmesinden hekimler kadar sağlık sermayesi de bir şekilde zarar görecektir.

Hekimler gerek isteyerek gerekse de sağlık kurumunun baskısı sonucu iş sözleşmesi yerine (4a), hizmet alımı (4b) sözleşmesiyle çalışmalarına bağlı olarak zaman içerisinde hukuksal ve ekonomik çok büyük zararlarla karşı karşıya kalacaklardır.

‘Anayasa Mahkemesi’ne götürerek iptali için her tür çalışma yürütülecek’

Temel yasalar gereği özel sağlık sektöründe hekimlerin mevcut çalışma biçimi iş sözleşmesi (4a) yönünde olmalı, bu çalışma biçimi gereği tüm hak ve ücretlerini tam olarak almalıdır. Bu yasanın kabulü halinde dahi, hukuken hekimler sadece 4b’li olarak çalışmak zorunda değillerdir. İstemeleri halinde 4a’lı olarak çalışmalarının önünde hiçbir yasal engel yoktur.

Öngörülen değişiklik, tabi olduğu yasanın hem bir üst maddesi ile hem de diğer temel çalışma yasaları ile çelişmektedir. Bu nedenle meslek örgütümüz Türk Tabipleri Birliği tarafından TBMM’de mevcut siyasi partiler nezdinde yapılacak girişimlerle Anayasa Mahkemesi’ne götürülerek iptali için her tür çalışma yürütülecektir”

“HEKİM GÖÇÜNÜ DAHA DA ARTIRACAK”

“İstanbul Tabip Odası olarak, TBMM’de yasalaşma sürecinde olan bu değişikliğin hem sağlık ortamına hem de hekimlerin özlük ve ekonomik haklarına getireceği olumsuzlukları bir kez daha hatırlatıyoruz” diyen Saip, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özel sağlık sermayesinin isteği doğrultusunda iyi hekimlik yapma koşullarının ortadan kaldırılmasının hekim göçünü daha da artıracağının bir kez daha altını çiziyoruz. Toplumu, siyasi parti ve milletvekillerini, konunun tarafı meslek örgütlerini bu maddenin yasalaşmasını engellemek üzere Türk Tabipleri Birliği ile yürüttüğümüz çalışmaya katkı sunmaya davet ediyoruz”

‘Hekimlerin yüzde 80’i, 4b’li çalışmaları yönünde baskı uygulanmasını etik dışı buluyor’

Pınar Saip’in konuşmasının ardından Dr. Güray Kılıç, 16 Mart-8 Nisan arasında, özel sağlık sektöründe çalışan bin 637 hekimin katılımıyla hekimlerin çalışma biçimlerine yönelik yapılan anketin sonuçlarını sundu. Anket sonuçları şöyle:

“Yüzde 42 şirket faturası 4b, yüzde 18 serbest meslek makbuzu 4b keserek çalışırken yüzde 33 oranında bordrolu olarak 4a, yüzde 7 ise her iki yöntemle çalışmaktadır.

Hekimler, iş başvurusu sırasında yüzde 42 oranında 4b kapsamında çalışmanın zorunlu olduğunun belirtildiği, yüzde 14 4b kapsamında çalışmanın kendileri için yararlı olacağı konusunda yönlendirmenin yapıldığını, yüzde 44 oranında ise bir açıklama yapılmadığını belirtmişlerdir.

Hekimler, 4b’li çalışmaları yönünde baskı-yönlendirme uygulanmasını yüzde 80 oranında etik dışı bulurken yüzde 11 fikri olmadığını, yüzde 9 ise olabileceğini belirtmektedir.

‘Çalışma biçimlerinde yüzde 70’i özgür olmadığını düşünüyor’

Hekimler, çalışma biçimlerini seçmede yüzde 70 oranında özgür olmadıklarını, yüzde 7 oranında özgür olduklarını, yüzde 23 oranında ise kısmen özgür olduklarını düşünmektedir.

Hekimler kendi iradenizle hangi çalışma biçimini tercih edersiniz sorusuna yüzde 63 4a, yüzde 16 4b ve yüzde 21 4a ve 4b’li olarak tercihlerini belirtmektedir.

Hekimler, ‘özel sağlık kuruluşunda çalışırken kendinizi iş ortağı olarak görüyor musunuz’ sorusuna yüzde 79 ‘hayır’ derken, yüzde 12 ‘bazen’, yüzde 9 ise ‘evet’ cevaplarını vermiştir.

Hekimler, çalıştığı kurumun yönetiminde söz ve karar almada yetkisinin yüzde 73 oranında olmadığını, yüzde 13 olduğunu, yüzde 14 ise kısmen olduğunu belirtmiştir.

Hekimler, 4a ve 4b çalışma biçimlerinin olumlu ve olumsuzlukları hakkında yüzde 44 bilgisi olduğunu, yüzde 16 bilgisinin olmadığını, yüzde 40 ise yetersiz bilgiye sahip olduğunu belirtmiştir.

Hekimler, 4b’li olarak çalıştığı kurumun çalışma koşullarına (çalışma saatleri, izin süreleri vb.) yüzde 65 oranında uyma zorunluluğu olduğunu, yüzde 20 kısmen uyma zorunluluğu olduğunu ve yüzde 15 olmadığını belirtmişlerdir.

Hekimler 4b’li çalışma biçimine bağlı vergi ödemeleri ile ilgili olarak yüzde 38 yeterli bilgiye sahip olduğunu, yüzde 26 olmadığını ve yüzde 36 oranında yetersiz bilgiye sahip olduklarını düşünmektedir.

‘Emeklilik dönemleri ile ilgili yüzde 61’i kaygı duyuyor’

Hekimler, özel sağlık sektöründe yüzde 80 4a, yüzde 26 4b ve yüzde 29 4a ve 4b’li çalışma biçiminde daha fazla gelir elde edebileceklerini düşünmektedir.

Hekimler 4b kapsamında çalışmaya bağlı emeklilik dönemleri ile ilgili olarak yüzde 61 kaygı duydukları, yüzde 17 kısmen kaygı duyduklarını ve yüzde 22 oranında ise kaygı duymadıklarını belirtmişlerdir.

Hekimler, özel sağlık kuruluşunda yüzde 62 oranında 4a kapsamında, yüzde 14 oranında 4b kapsamında ve yüzde 23 ise ikili yöntemde daha iyi hekimlik yapacağını belirmişlerdir.”

Yorum yapın